Halep’te ateşkes ve tahliye
Suriye’nin Halep kentinde günlerdir süren şiddetli çatışmaların ardından Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile Şam yönetimi arasında ateşkes sağlandı ve kuşatma altındaki mahallelerden yüzlerce kişi tahliye edildi.
SDG, yayımladığı açıklamada, “Ateşkesi sağlayan anlaşmaya vardık ve bu sayede Eşrefiye ile Şeyh Maksud mahallelerinde mahsur kalan şehitlerimizin naaşları, yaralılar, siviller ve savaşçılar kuzey ve doğu Suriye’ye tahliye edildi” dedi.
Suriye’nin resmî haber ajansı Sana da, “SDG mensuplarının son grubunu taşıyan otobüslerin Halep’in Şeyh Maksud mahallesinden kuzeydoğuya doğru yola çıktığını” doğruladı.
Suriye ordusu, Eşrefiye’nin kontrolünü ele geçirdikten sonra dün Şeyh Maksud’daki operasyonların sona erdiğini ve Kürt savaşçıların bölgeden ayrıldığını açıklamıştı. Ancak SDG, bu duyuruyu daha önce yalanlamıştı.
155 bin kişi yerinden oldu
Aralık 2024’te Beşar Esad’ın devrilmesinden bu yana Halep’te cereyan eden en şiddetli çatışmalar olarak kayda geçen olaylarda, salı gününden bu yana en az 21 sivilin hayatını kaybettiği ve yaklaşık 155 bin kişinin yerinden edildiği bildirildi.
Resmî verilere göre, iki taraf da olanlardan karşı tarafı sorumlu tutuyor.
Bu gelişmeler, mart ayında taraflar arasında Kürtlerin özerk yönetimine bağlı sivil ve askerî kurumların Suriye devletine entegre edilmesini öngören anlaşmayı da zayıflattı.
Bahse konu mutabakatın bugüne kadar hayata geçirilmediği belirtiliyor.
Yüzlerce gözaltı
SDG, tahliyelerin “uluslararası tarafların arabuluculuğu sayesinde, Halep’te halka yönelik saldırı ve ihlallerin sona erdirilmesi için” yapıldığın savundu.
Adının açıklanmasını istemeyen bir Suriye İçişleri Bakanlığı yetkilisi, kuşatma altındaki mahalleden 59’u yaralı olmak üzere toplam 419 Kürt savaşçının tahliye edildiğini, ayrıca yaklaşık 300 Kürtün gözaltına alındığını söyledi.
Görgü tanıkları, gece saatlerinde Şeyh Maksud mahallesinden hükümet güçlerinin eşliğinde erkekleri taşıyan otobüslerin ayrıldığını
Azınlıklara yönelik şiddet endişesi
ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, Şam’da Cumhurbaşkanı Ahmed el-Şara ile yaptığı görüşmenin ardından dün “itidal” çağrısında bulunarak, çatışmaların derhal sona erdirilmesini istemişti.
El-Şara yönetimi, Halep başta olmak üzere ülke genelinde devlet otoritesini yeniden tesis etme konusunda kararlı olduğunu belirtiyor.
Ancak İslamcı ağırlıklı yeni yönetimin azınlıkları koruma taahhütlerine rağmen, Halep’teki bu son çatışmalar Esad’ın devrilmesinden bu yana azınlıkları hedef alan üçüncü büyük şiddet dalgası oldu.
Mart ayında sahil bölgesinde Alevilere yönelik katliamlar, temmuz ayında ise güneyde Dürzilerle patlak veren çatışmalar dikkat çekmişti.
Merkeziyetçilik tartışması sürüyor
2011-2024 arasındaki iç savaş sürecinde oluşan güç boşluğundan yararlanan Kürtler, Suriye’nin kuzeyi ve kuzeydoğusunda geniş alanların yanı sıra petrol ve doğalgaz sahalarının kontrolünü ele geçirmişti.
Kürt yönetimi, bu bölgelerde merkezî olmayan, yerinden yönetim esasına dayalı bir sistem talep ediyor.
Şam yönetimi ise ülkenin toprak bütünlüğü ve merkezî idare vurgusuyla bu talebe karşı çıkıyor.
Halep’te sağlanan ateşkesin kalıcı olup olmayacağı ve mart ayında imzalanan entegrasyon anlaşmasının hayata geçirilip geçirilmeyeceği, Suriye’nin yeni döneminde Kürtlerle merkezî hükümet arasındaki ilişkilerin seyrini belirleyecek.
13 parti ve örgütten Suriye açıklaması
Aralarında DEM Parti, TİP, DBP ve EMEP'in de bulunduğu 13 parti ve örgüt, Suriye'deki Ahmet el-Şara yönetiminin "meşruiyetini halktan almadığı", ülkede "eşitlik haklar temelli bir siyasal sistem" kurmaktan uzak olduğu görüşünü dile getirdi.
DBP, DEM Parti, Devrimci Parti, EHP, EMEP, ESP, Halkevlerİ, SMF, SODAP, SYKP, TİP, TÖP, Yeşil Sol Parti adına yapılan ortak açıklamada Suriye'deki mevcut yönetim ve Türkiye'nin Suriye politikası eleştirildi.
Ortak açıklamada şu ifadeler yer aldı:
"Aralık 2024’ten beri Suriye’de Şam merkezli olarak iktidarda bulunan HTŞ ve ona bağlı çeşitli askeri cihatçı yapılar, bütün halklar ve inançlardan Suriyelilerin güvenlik, istikrar ve özgürlük içinde yaşayacağı bir Suriye’yi tesis edecek politik anlayış ve tutuma sahip değildir. HTŞ iktidarı, ülkedeki çeşitli halk kesimlerinin eşit haklar temelinde bir arada yaşayacağı bir siyasal sistem kurmaktan uzaktır ve kendi iktidarına biat istemektedir.
Meşruiyetini halkların değil küresel ve bölgesel emperyalist devletlerin desteğinden alan HTŞ-Colani iktidarı, bu devletlerin Suriye topraklarındaki varlığına son verecek şekilde davranmamaktadır. Askeri gücü ve emperyalist devletlerden devşirdiği yetkiyle Suriye’deki Alevilere, Dürzilere, Hristiyanlara ve Kürtlere karşı şiddet uygulamaktadır. Kendi iktidarına bağlı cihatçı grupları dahi kontrol edemeyen Şam’daki HTŞ iktidarı ülkedeki farklı etnik ve dinsel gruplara yönelik saldırıları ve katliamları engelleyecek bir politik hatta sahip değildir."
Ortak açıklamada, "Suriye Suriye’de yaşayan halklarındır, HTŞ’nin ve Suriye dışındaki güçlerin müdahalesi kalıcı bir şekilde sona ermelidir" denildi.








